Mardin’de İkinci Gün

Eski Mardin’i keşif 🙂

Mardin’deki İkinci Günümü, Eski Mardin merkezini gezmeye ayırdım. Sarıçanta’nın yaşadıklarıyla, gördükleriyle sarıçanta gözünden sizlerle.

Couchsurfing’ten kaldığım arkadaşımla kendisinin Türkçe öğrenme süreci üzerine sohbet ettik, kendisi İngilizce öğretiyordu bir okulda. Sabah işi olduğunu öğrendiğim için çok da rahatsızlık vermemek için kendisine daha sonra couch platformunda da paylaştığım bir mesajla teşekkürümü edip hala uyurken evden çıktım. Sabah erken kalkıp gizemli şehri keşfetmeye başlıyordum.

20180421_105324-e1526838495804.jpg Kahvaltıya gitmeden önce de uğradığım Halk Eğitim müzesinde, İl Milli Eğitim müdürüyle tanıştım. Küçük bir sohbetten sonra gezime devam ettim.

VE Kahvaltı… Kahvaltıyla başladım güne çünkü güzel bir kahvaltı her şeydir. Benden mutlusu yoktu, bu şehri sevmiştim. Buraya tekrar gelebilme ihtimallerimi düşündüğümü hatırlıyorum. Güzel bir kahvaltıdan sonra gezmeye başladım önce, Tarihi Mardin Kız Meslek Lisesi ile başladım. Eski Kız Meslek Lisesi’ne gitmeden tabiiki olmazdı. Ve yanında çok da güzel bir okul gördüm. Burada eğitim görmüş öğrencilerden olmayı istedim, sanırım biraz kıskandım onları.

Az kalsın unutuyordum eski Kız Meslek Lisesi merdivenlerinde şu birkaç gündür karşılaştığım sohbet ettiklerimden birisi olan teyzeyle karşılaştım. Daha çok teyze beni tanımıştı. Bahsettiği oğlu ve kızı da vardı yanında, teyzemin samimiyeti bugün biraz daha fazlaydı sanki. 🙂

Zinciriye Medresesi’ne çok yakın olduğu için ikinci gittiğim yer orasıydı. Halk arasında Zinciriye Medresi olarak da adlandırılan İsa Bey Medresesi  1385 yılında yapılmıştır. Melik Nureddin İsa tarafından yapılmıştır. Kendisi de, Timur tarafından bu medresede kısar bir süre hapsedilmiştir. Peki, kim bu Melik Nureddin İsa? Mardin’de hüküm süren son Artuklu sultanı. Mimari olarak ve konum olarak benim ilgimi çok çekmişti. Kız Meslek Lisesi’nden daha çok mutlu ettiğini söyleyebilirim. Medrese, yıldız tonozuyla, kendine has koridoru ve mihrabıyla iyi dizaynedilmiş bir medrese.

Eski Kız Meslek Lİsesi – Mardin

 

Yalnız çıktığım gezime tek devam etmekten tam da birazcık söylenmeye geçmiştim ki şöyle bir şey oldu. Zinciriye Medresesi’ni gezdikten sonra hem su içmek için hem de kahvaltıdan sonra gezdiğim yerleri işaretlemek ve bilinçli gezmek, bir yeri atlamamak için turizm bürosundan almış olduğum şehir haritasının medresenin önüne park etmiş araçlarının birinin bagaj kapağının üstüne koydum. Kalemimi çıkardım ve işaretlemeye başladım.

20180512_112140.jpgO sırada günün geride kalan kısmını birlikte gezeceğim günübirlik Mardin’i gezmeye gelmiş olan dört kişilik bir arkadaş topluluğuyla tanıştım. Elimizde turizm bürosunun mardin il haritasıyla Zinciriye Medresesi’nin hemen altındaki yoldan canımızın istediği sokakları arşınlayarak dün gidemediğim o Sabancı Müzesi’ne doğru araya bir de Menengiç kahvesi sıkıştırarak, bir kediye de su vererek Mezopotamya manzarasındaki o tarih kokan sokaklarda gezdik.

20180512_114212.jpgMüzeden sonraki durak, Latifiye Camii ile Mardin Protestan Kilisesi oldu. Ve hatta ibadete açık olan bu kilisede, bu tatlı kız kilisenin içini fotoğraflarken koşarak gelip kadrajımın en güzel yerine oturdu. Kurgu gibi oturur oturmaz arkasını dönüp gülerek  poz verdi bana. 🙂

Sohbet muhabbet ederken arkadaşların Diyarbakırlı olduğunu öğrenince daha mutlu oldum çünkü Diyarbakır’ı da henüz gezmemiştim ve gitmek için can attığım yerlerden biriydi. 🙂 Bir sonraki uğrak noktamız Kırklar (Mor Behram ve Kız Kardeşi Saho) Kilisesi oldu. Bu kilise de ibadete açıktı ve mimari olarak gerçekten de güzeldi.

Uzaktan öpücüğümü de aldım. Sizleri nasıl unutabilirim çocuklar.

Arkadaşlarla ayrıldıktan sonra, sırt çantamdan tanıyıp şehiriçi minibüsünden inmiş Uçurtma Festivali’nde tanışmış olduğum arkadaşlarımdan bir tanesi ‘ben seni her yerde görmek zorunda mıyım?’ önümü kesti. Yemek ve sonrasında çay-kahve içmek için yine manzarası güzel olan bir kafede oturup sohbet ettik. Ondan da ayrıldıktan sonra, günü yine Mardin’de edindiğim arkadaşlarımdan birtanesinin evinde konaklama kararını verip Mardin’i gezmeye ve/veya keşfetmeye daha bir yeni başlamış oldum diyebilirim çünkü daha Dara‘yı görmemiştim.

Mutlaka görmeniz gereken yerler listesi hazırladım.

Zinciriye Medresesi, Kasimiye Medresesi, PTT Binası, Mardin Müzesi bunlardan birkaçı.

Mor Gabriel Manastırı’na gidin, bir benzeri olan Deyrulzafaran Manastırı’ndan daha güzel, hemen hemen aynı hikayeye sahip olduğunu göreceksiniz. İtalyan pizzasını yiyebilirsiniz, farklı bir deneyim. Gittiğimde ben yiyemedim, ben pizza yemek için gidicem bir dahaki sefere, belki denk geliriz.

Eski Mardin’de bir gece konaklayın, sokaklarını iyice gezin. Akşam saatlerinde çok karanlık olacaktır zaten, akşam eğlenmenize bakın.

Süryani şarabı alın, ama her yerden almayın! Babil Suryani Sarap Saricanta’dan duyduğunuzu da söylerseniz seviniriz. Ayrıyeten evinize kargoyla bile yollayabiliyorlar, gerçekten muhteşemdi. Mardin’den aldığınız o güzelim şarabı da Nemrut’a saklayın. Nemrut Dağı’na gidip gündoğumuna katılırsanız, gündoğumunda o muhteşem şarabınızı yudumladığınızda emin olun sizden iyisi yok .)

eski Mardin üst sokakları

 

 

Çok yakınında bulunan baraj yapımı devam eden Hasankeyf i görmek için şansınızı zorlayın. Her zaman gelmiyorsunuz sonuçta değil mi?

Leave a comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.